Yaş ilerledikçe, ilerde çocuksu görüneceğini bildiğimiz onca şey yaşıyoruz. Aslında yaşarken bile, hepsi çocukça; hissediyoruz. Kimimiz aşık oluyoruz; sevilmeden. Değer veriyoruz; görmeden. Ve akıbetinde, kaybediyoruz; istemeden. Yıkılıyoruz bazen. O küçük sıkıntılar fırtına olup çıkıyor. Sonra darmaduman oluyor üç günlük ömrümüz, anlamıyoruz kim ölmüş kim kalmış, ne olmuş ne bitmiş.
Hani her yaşın güzelliği vardır. Her anın, her günün, her saniyenin kıymeti vardır aslında. Kiminde ağlar, kiminde güleriz zamanın hızını kavramadan. Her defasında üzüntü, kırgınlık, pişmanlık, isyan dolu hayatımızın bir parçasını yaşıyorken farkında olmayız. Bazen bir kazanırız, mutluluk perdeleri sevgi ve heyecanla aralanır.
Bazen kaybederiz, esir olmuşcasına kaybederiz hayatta. Bazen aşk, bazen arkadaş, bazen aile, anne, baba; gün olur belki de hoca... Bazen olur ya kendimizi kaybederiz. Saflıkla dolu kalbimizde kin besleriz kimi zaman. Oysa kaybettiğimizi anlayınca ''her şey'' yok olur birden. Kaybettiğimiz sevilmeyen arkadaş, nefret edilen sınav, boşverilen benlik, görülmeyen akraba, sinirlenilen anne, üzen baba, sinirlendiren kardeş olsa bile yaşanmışlığın hatrı vardır.
Her günün bir tadı vardır, her günün bir kaybedilmişliği. Farkında olmadan uçup gidenler, içimizi cız ettirenler... Her ne kadar önemsemek istenilmese bile, üzenler. Hayır, hayatta kazananlar yoktur; kaybedenler ve kaybedilenler. Hayatın tadı vardır, acı ve tatlı anları vardır. Her günün bir tadı vardır, her günün bir kaybedilmişliği.
Ben yine kaybettim bugün. Anladım ki mükemmel aşk olmadığı gibi mükemmel dost da yok. Hayatta olunmasının nedeni kazanmak değil, kaybetmek. Kaybetmeye karşın olan tutumdur hayatın nedeni. Yaşarken öğrenmektir, kaybetmek.
Daima seninle olan tek şey içindekiler; senin hislerin. İçine kulak verir, bazen başkaları için çabalar ve kaybedersin. Arkadan bakmak sana kalır. Sineye çekmek sana kalır. Bazen sulu iki göz, kırık kalp kalır. Gurur kalır sana, anılar kalır. Hür ve özgür iradenle seni üzene karşın elinde kalan iki şey var; sineye çekmek ve gurur. Öyle anlar olur ki gurur bin bela, sense inatçı... Sineye çekip susacak yer bulamazsın, özleme rağmen.
Öyle garip yangın ki sen yanarken sönendir sarılamadığın. N'olursa olsun, suçlu sensin. N'olursa aranda, hiç olmamış gibi yapabilirsin de; seçim sende.
Ve tarifsiz acı içinde; seçim bende, bense araftayım.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder