1 Ağustos 2014 Cuma

Hosgeldin Agustos!


Alışverişle geçen bir günün gecesinden merhaba.
Böyle gece yarısından sonra, günden bahsederken yarın demeye alışamadığımdan ve hala 1 ağustos kafasında olduğumdan bugünün hepiniz için mükemmel bir ay başlangıcı olmasını ve bir o kadar güzel sonlanmasını diliyorum.
Ağustos benim için tam bir tatil ayı. Yani özellikle ağustosun sonları ve eylülün ilk haftaları aşırı keyifli oluyor. Biz ramazan bayramlarından sonra veya ramazan bayramlarında tura çıkarız, yani babamın mesleği dolayısıyla da bu tarihlere denk geliyor. Tabii bazen okulun açılmasına kadar da sarkabiliyor o tatiller.. Zaten esmer biriyim, bir de brozlaşınca karanlıkta seçilemeyecek bir hal alıyorum. Her sene okul başı ile tatil sonrası soyulma evrem kesiştiğinden veya okula dek rengim açılmadığından tüm çevremden ''oo zuzu yine yanmışın..'' gibi nidalar duyuyorum. Öyle ki, geçen sene okulun ilk günü öğretmenlerimin ''zuzu ne kadar bronzlaşmışsın böyle'' demeleriyle başlayıp bahçede bir öğretmenimin beni yanına çağırıp ''Geçen sene benim öğrencimdin sen di' mi?? Nasıl da yanmışsın n'aptın, ne ettin böyle anlat bakayım..'' demesiyle son bulmuştu..

İşte ben de, bu sene yine yanık bir ciltle sıcaktan kavrulan bir sınıfta oturmak istemediğimden ve ''artık ygs öğrencisiyim, erken gidip gelelim ders çalışmaya başlarım'' dediğimden (bu kısımda ne kadar başarılı olurum muamma.. Tüm özgüvenimle test kitaplarına kafa tutmaya devam ediyorum..) erken gidelim diye düşüncemi belirtmiştim sevgili ebeveynlerime.. ''E tabii, tamam'' falan dendi de geçen seneye göre bayramın erken olmasına rağmen seçimler yüzünden yine sarktı. Böyle güzide bir ayda bitmeseymiş Cumhurbaşkanlık süresi, iyi olurmuş.. Hal böyle olunca İstanbul'la kavuşmamız yalan oldu. ''Bilet bulacağız da, otelde yer bulacağız da, akrabalara zaman ayıracağız, yolu, çilesi..'' gibi bir düşünceyle yola çıkan aile fertlerim bu konuyu bana ''zuzu bi' şey söyleyeceğiz.. ama bak..'' diye açtı. Açıkçası düşününce ben bile ürktüm, sanırım işime bile geldi diyebilirim. Bu seneki tercih sonuçları açıklandığından beri bana üniversite planları yapıp duruyoruz, ''seneye sana ev tutarız, yanında tatilimizi yapar döneriz'' diye beni kandırdılar.. 

Neyse işte hemen 11 ağustosta gitmeyi planlıyoruz Mersin'e, daha belli belirsiz. Bugün de son dakika telaşları çıkarmamak için alışveriş yaptık. Ufak çaplı ıvır zıvırlar, valizler vesaire işlerini halletmiş olduk. Annem ile ablamı kuyumcu önünde beklerken geçen seneki bir sınıf arkadaşım beni gördü. Kızla bir sene aynı sınıfta oldum, bana böyle güzel baktığını hatırlamam.. İşin şakası bir yana sıkı fıkı olduğum biri değil ama kız boynuma atladı ''n'aber, n'apıyorsun?'' diye, ayaküstü klasik bir kız muhabbeti gerçekleştirdik. Yani ister kabul edelim, ister etmeyelim her gün yüzüne baktığınız insanlarla ister istemez aranızda bir bağ oluşuyor. Özellikle bu bağlar yıllandıkça daha güzel oluyor, boşu boşuna birbirinizin arkanızdan sallamayın yani..

Umuyorum bu tatil olayını kazasız belasız gerçekleştirir ve bu sene de yeni okul senesine iyi adım atarım. 
Tatil en sevdiğim şeylerden. Tatilini yapan çok kişi olmasına karşın bir o kadar da hala yapamayanlar var; şekil a..
Darısı başıma, darısı başınıza!
İyi geceler herkese!!

Not: Bu yazıyı yayınladıktan üç gün sonra katılmamız gereken üçüncü düğünün davetiyesi de geldi, halimiz n'olcak bilmiyorum; bilemiyorum..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder