9 Şubat 2014 Pazar

Istanbul




İstanbul...
Medeniyetler şehri, medeniyetler eşiği... Kimilerine yedi cihan padişahı, kimilerine Napolyon hissiyatı; kimilerinin gelmişi, geçmişi, hayatı... Bana göre aşk.
İstanbul aşktır, Kız Kulesi'ni her gördüğünüzde idrak ettiğiniz bir aşk... Başta sadece İstanbul'dasınızdır, gün geçtikçe bütünleşirsiniz. İstanbul siz olursunuz, İstanbul sizsinizdir; bütün sevgiyi içinizde hissedersiniz, tadını alınca vazgeçemezsiniz. Kederli başınızın dert ortağı, sevincinizin anı olur. Her şeyi onunla yaşarsınız. Yalnızken dahi hayatta olmanızı anlamlandıracak yerdir. İstanbul'da aşık olmak da aşkı yaşamak da aşk acısı çekmek de başkadır. İstanbul bir tutkudur, acıdan dahi zevk alabilme durumudur. İstanbul, ağlatırken güldüren masallar ülkesidir. İstanbul aşkından kaçış yoktur. Her şeyinden şikayet etmenize rağmen 2-3 ay ayrı kaldığınızda adeta sevgiliden ayrılmış hissi yaratan yerdir çünkü İstanbul aşkını en çok ayrılıklar pekiştirir. 

Mesela İstanbul'a ''bir arkadaşa bakıp çıkacağım'' havasında gelemezsin. Ha geldin mi bırakmaz seni! İstanbul bir düğümdür, bulmaca dolu sayfadır; aşkla çözülür. Geldiğinde nefes aldığını hissedersin. Gittiğinde ise hiçbir şey tatmin etmez seni, günlerce geri dönüş planları yaparsın. Diyelim dışardan gelme durumun yok, İstanbul'un bağrındasın zaten... O ne şans! Ama gün gelir gidersen eğer, başka şehri tanırsan anlarsın ki hiçbir şey; hiçbir yer İstanbul'a benzemez. Zevk alacak zerre bulamazsın, bulursan da her gün aynı tattan mutlu olamazsın. Zamanla tükenir, arayış içinde kalırsın. 


İçinde İstanbul geçen her şarkı güzeldir. İstanbul'u anlatan her kitap, her yazı, her şiir mutluluk verir. İstanbul aşkını tatmışların en kıskandıkları İstanbul'u doyasıya yaşayanlar, en üzüldükleri İstanbul'u göremeyenler, en acıdıkları onu görmesine rağmen keşfedip farkına varamayanlardır. Bu böyledir. İstanbul, başkalarına kucak açtığını bilmene rağmen vazgeçemediğin bir sevgilidir. İçinde İstanbul olan masalına hür göründüğü kadar sana tutsak, halat atılması için bir tekne bile yeterli kalırken izninin şart olduğu bir Kız Kulesi buldun mu tadından yenmez.

Ne demiş İstanbul aşığı, şiirin ehli Yahya Kemal:

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul
Görmedim; gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtına keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

İstanbul'a selam olsun! Hüznünü bile hakkıyla yaşayan, ağlarken dahi gülen siz olun!
Şimdi Taksim'den İstiklal'e akmak, Beyoğlu'ndan Nevizade'ye uzanmak vardı... Köprü çilesine bile değer be! İstanbul aşktır, aşk!

İlle de İstanbul! 

1 yorum: